Datça
Datça'ya yolunuz düşerse Eski Datça'yı mutlaka görmelisiniz.Adının Eski Datça olduğuna bakmayın.Datça'nın üç mahallesinden en düzenlisi ve son yılların gözde mekanlarının  yer aldığı yer aldığı bir yer burası.Eskiliği ilk yerleşim yeri ve yıkılmış eski binaların yoğunlukta olması.Şimdi o yıkıntılar tek tek ayağa kaldırılıyor ve el yakan paralarla satışa sunuluyor.En fazla iki katlı olan eski Datça evleri,bir sanat ürünü taş işçiliği ve begonvillerle süslü dar sokaklarla görsel bir zenginlik kazandırmış.Eski Datça kimliğini arayan kentlere adeta adres gösterir gibi bir mimarlık harikası.Eski Datça'nın bu görsel zenginliğinin  yanı sıra ünlü şairimiz Can Yücel'in son yıllarını yaşadığı ' Eski Datça''ya turizm firmaları tur düzenlemeye başladı.Can Baba'nın yapıtlarının sergilendiği ve Yücel Ailesi'nin ziyaretlere açık tuttuğu 'Canevi'ni de mutlaka görmelisiniz.Datça'nın ilk kurulduğu yer burası.M.Ö.4.yüzyılda kurulan seramik atölyeleri,yapılan kazılar sırasında ortaya çıkarıldı.İskele mahallesi'nden 2.5 kilometre uzaklıktaki sarı sarı tabeladan döndüğünüzde kendinizi "Eski Datça" mahallesinde bulacaksınız.Datça isminin 'Stadia' kelimesinden geldiği düşünülüyor.Eski ,Datça'nın mimarisi tamamen yöreye uygun,tüm yapılar taş örgü,sokakları taş kaplama.Eski Datça Mahallesi yaşayanların koruduğu yerlerin nasıl güzelleştiğine tam bir örnek.Bir de alçak gönüllü bir sokağı var:Can Yücel Sokağı...Can Yücel'in evininde bulunduğu Eski Datça arkeologların da kazı merkezlerinden birisidir.Ancak Can Babanın mezarı bu mahallede değil,iskele Mezarlığı'nda bulunuyor.Eski Datça'nın bir diğer özelliği de yel değirmenleridir.
Knidos
Knidos önce bugünkü Datça ilçe merkezinin 1.5 km kuzeydoğusunda Dalacak burnu üzerindeki Burgaz mevkiinde kurulmuştu. Sonra Yarımadanın batı ucundaki Tekir Burnu üzerine taşındı. Knidos; bilim, mimarlık ve sanatta da oldukça ileri bir kentti. Tarihin büyük astronomi ve matematik bilimcisi Eudoksus, doktor Euryphon, ünlü ressam Polygnotos ve dünyanın yedi harikasından biri sayılan İskenderiye Feneri’nin mimarı Sostratos burada yaşadı. Doktor Euryphon ve öğrencileri zamanının ikinci büyük tıp okulunu Knidos’ta kurdular. Eudoksus’un geliştirdiği ve dönemin büyük buluşu olan güneş saati, ören yerinde bugün de görülebilir. Tarihçi Strabon kenti kıyıdan Akrapolise doğru yükselen bir tiyatroya benzetir. İç ve dış limanı ikiye ayıran yarımada üzerinde özel binalar, iç limanın üzerinden Akropolis’e hafif bir eğimle yükselen yamaçlarda oluşturulan setlerde ise topluma hizmet veren binalar kurulmuş. Doğu batı yönünde uzanan 10 metre genişliğindeki 4 ana cadde setler üzerinde düz olarak yerleşmiş, caddeler arasındaki bağlantı ise merdivenlerle ve eğimli dik sokaklarla sağlanmış. Knidos'ta tekneler Şehir 4 km’yi bulan surlarla çepeçevre sarılmış. Askeri liman ile Akropol arasında ve güneydeki ticari limana kadar geniş bir alanı kaplıyor. Deveboynu olarak bilinen yarımada eskiden adaymış. Baş kısmı karaya bağlanarak her iki yanında suni liman oluşturulmuş. Dolgu alanına da geçişte kullanılmak üzere bir kanal açılmış. Kuzey limanı askeri amaçla kullanılıyor, her iki yanında yuvarlak kontrol kulesi bulunuyor ve ağzı zincirle kapatılıyordu. Kontrol kulelerinden güneyde olanı bugün ayakta. Güneydeki iç liman ise daha büyük ve ticari gemilerin yanaştığı limandı.
Palamutbükü

 Sıcak bir bakış, gülümseyen bir yüz ve farklı bir mekan karşılar sizleri olabildiğince. Aracınızdan daha inmeden uzatırsınız elinizi doğanın büyülü kollarına. Buraya ilk defa gelenler için yavaş yavaş ilerlerken bir yandan eşsiz manzarayı seyreder diğer yandan da yüzünüzdeki hafif tebessümün yerini güzel hayaller süslemeye başlar. Palamutbükü'ne gelir gelmez onca güzelliğin yanı sıra görünmez bir varlık gibi her yeri saran dinginliği hemen fark edersiniz. Bu etki Palamutbükü'nün geniş bir alana yayılmış ferah bir yer olmasından mı kaynaklanıyor yoksa yaz sıcağında bile burayı serin kılan o yorulmak bilmez esintidenmi bilinmez.Yinede nereye giderseniz gidin burada sizi bir tek şey yalnız bırakmayacak, oda buranın havası ve görselliği. Her an heryerde hissedeceğiniz eşsiz bir doğası vardır Palamutbükü'nün. Yarımadanın en güzel tatil merkezlerinden birisidir burası. Doğa deniz konusunda da çok cömert davranmıştır buraya. Plaj ne kadar kalabalık olursa olsun mutlaka kendinize bir yer bulursunuz ve tertemiz denizin keyfini çıkartırsınız. Özellikle günün ilk saatlerinde rüya gibi olur burası.